Silivri’de tutuklu bulunan ve Kuşadası Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ömer Günel, yeni bir mektup kaleme aldı.
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen rüşvet ve irtikap soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Tutuklanarak cezaevine gönderilen Günel, ayrıca görevinden de uzaklaştırıldı.
Silivri’de yeni bir mektup kaleme alan Başkan Günel, mücadelesine yılmadan devam edeceğini vurguladı.
Günel, mektubunda şu ifadelere yer verdi:
NEDEN DÖRT DUVAR ARASINDAN YAZIYORUM?
Kıymetli Kuşadalılar, Aydınlılar, Yol Arkadaşlarım,
Sevgili eşim Duygu’dan, avukatlarımdan desteklerinizi, fedakarlıklarınızı ve mesajlarınızı alıyorum. Minnettarım. Tek tek hepinizi sevgiyle, saygıyla kucaklıyorum. Ben bu mesajı neden dört duvar arasından, neden Silivri’den yazıyorum. Neden? Ben neden kentimden, insanlarımdan, çocuklarımdan, karımdan, sevdiklerimden koparılarak buraya getirildim. Neden?
KÖTÜ BİR SENARYOYLA KARŞILAŞTIM
Bir şafak operasyonuyla alınarak, dört gün boyunca, benim sokaktaki can dostlarımıza dahi reva görmediğim, insan onuruna aykırı koşullarda tutularak çıkarıldığım ifade sürecinde; iddialar ve sorular, var olmayan deliller karşısında hissettiklerim, dört gün nezarette hissettiklerimden daha ağırdı.
Tahmin ediyor ve biliyordum. Ama inanmakta zorlanıyordum. Ve gözlerimle şahit oldum:
Aydın’daki kötü kişinin, kötü bir kurgusuyla, senaryosuyla karşılaştım.
GÜÇLÜLER ARAYAN FIRILDIKLARA MI DÖNÜŞECEĞİZ?
Tüm bu senaryolar Ağustos 2025’e kadar karşılık bulmamışken; o hainliğin, korkaklığın, kaypaklığın, ihanetin tarihe geçtiği o tarihten hemen sonra belli ki karşılık bulmuş.
Oysa hukuk, beklediğimiz, alıştığımız o hukuk, 3 temel ilkeye dayanmıyor muydu!
O ilkeler adalet, özgürlük ve eşitlik değil miydi?
Bağımsız ve tarafsız yargı sistemin, masumun güvencesi, kötülüğün düşmanı değil miydi? Peki şimdi bu olanlar karşısında masumu, doğruyu, iyiyi kim koruyacaktı.
Haklının değil de güçlünün hukuku işlemeye başladıysa, himayesine gireceğimiz güçlüler arayan fırıldaklara mı dönüşeceğiz?
KÖTÜYE TESLİM Mİ OLACAĞIZ?
6 m2’de bir saat geçirmeye cesaret edemeyen onursuz korkaklar olarak mı yaşayacağız!
Bize inanan, güvenen insanlara ihanet edip, bir de onlara iftiralar atan, kumpaslar kuran sefiller mi olacağız! Asla!
Seçimlerde demokratik yarış yerine olası rakipleri saf dışı bırakmak için yargıyı kullanan Aydın’daki “kötüye” teslim mi olacağız! Asla!
Siyasal kayırmacılık ve yandaşlığı, bugün yöntem olarak görenler, masumiyet karinesini yok sayanlar, bugünün güçlüsüne teslim olup ona hizmet edenler, inan ki sarsılan toplumsal inanç bir gün sizin de yargıcınız olacak.
İç ahlakını yitirmiş bir sistemden adalet beklemek nafiledir.
SOKAĞIN GÜR SESİ OLMALIDIR
Sokağın sesi gür olmalıdır. Millet iradesine inancımız tamdır. Kuşadası ve Aydın’daki tüm hemşehrilerime ve yol arkadaşlarıma güvenim tamdır.
Uydurulmuş bile değil, uydurulmaya çalışılmış delillerle, beni, bizi burada tutmak hukuk meselesi değil, vicdan ve ahlak meselesidir.
Şimdilik zamanda; şafak operasyonları, tutuklamalar, peşin cezalandırmaya ve yeni nesil işkenceye dönüşmüştür. Delil elde etmenin, iftiraya zorlamanın yöntemi olmuştur.
Oysa hiç bir yargı, iyi bir insandan daha kötü olamaz.
Ve küçük bir umuttan daha güçlüsü yoktur.
Ailem, yol arkadaşlarım, sizlere emanet.
Ben ve masum insanlar sizlere emanet.
Ve hepimiz Allah’a emanet.




