YENİ Parti Aydın Milletvekili Av. Süleyman Bülbül, yeni adli yılın açılışı vesilesiyle yaptığı açıklamada yargı pratiklerini sert biçimde eleştirdi. Bülbül, hukukun geri plana itildiği ve tek merkezli yönetim anlayışının ağırlaştığı bir tabloyla yeni dönemin başladığını söyledi.
Açıklamada özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturmalar, belediyelere yönelik operasyonlar ve muhalif isimlere uygulanan işlemler öne çıktı. Bülbül, gazetecilerin haberleri, vatandaşların sosyal medya paylaşımları ve avukatların meslekî faaliyetleri nedeniyle soruşturma ve baskıya maruz kaldığını savundu.
Tutuklama istisna olmaktan çıktı
Kanunda tutuklamanın istisnai bir koruma tedbiri olduğunu hatırlatan Bülbül, uygulamada bunun fiilen cezaya dönüştüğünü iddia etti. Tutuklama yasağı bulunan suçlarda bile muhaliflerin cezaevine konulduğunu öne sürdü. “Hukuk devletinde yargı, iktidarın muhaliflerini hizaya getiren bir araç değildir” diyen milletvekili, yargının siyasi iktidar dahil herkese karşı bağımsız durması gerektiğini vurguladı.
AYM ve AİHM kararları uygulanmıyor
Bülbül, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının hayata geçirilmemesini temel sorunlardan biri olarak gösterdi. İfade özgürlüğünün daraltıldığını, savunma makamının baskı altında olduğunu ve tutuklamanın istisna niteliğini yitirdiğini ileri sürdü. Ülkede yargıya güvenin zayıfladığını, adalet arayan birçok kişinin AİHM’e başvurmak zorunda kaldığını belirtti: “Partizan bir hukuk sistemi içinde karşılık bulamayan vatandaş, çaresizce AİHM kapısında bekliyor.”
Bülbül’ün paylaştığı verilere göre 2025 sonu itibarıyla AİHM’de Türkiye aleyhine 18.464 dosya bekliyor. Mahkeme’ye giden her üç davadan biri Türkiye kaynaklı. AYM’ye bugüne kadar 714 bini aşkın bireysel başvuru yapılmış, derdest dosya sayısı 91.686. Mahkeme 82 binden fazla hak ihlali kararı vermiş; bunların yaklaşık 65 bini adil yargılanma hakkına ilişkin.
Savunma en ağır darbeyi aldı
Yargıdaki sorunların savunma hakkını da doğrudan vurduğunu söyleyen Bülbül, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın tutukluluğunu örnek gösterdi. Osman Kavala, Tayfun Kahraman ve Selahattin Demirtaş’ın AİHM ve AYM kararlarına rağmen tahliye edilmediğini, bu kişilerin hukuka aykırı biçimde tutulduğunu iddia etti. Ülkede “yandaşa başka, muhalife başka hüküm” uygulanan çifte standartlı bir düzen oluştuğunu savundu; yüksek mahkeme kararlarının uygulanmamasının anayasal düzeni zedelediğini belirtti.
Bağımsız yargı çağrısı
Bülbül, Türkiye’nin yeni adli yılda daha fazla tutuklamaya değil; bağımsız, tarafsız bir yargıya ihtiyaç duyduğunu söyledi. Özgürlüğün esas, tutuklamanın gerçekten istisna olduğu, savunmanın güvence altında bulunduğu bir düzenin kurulması gerektiğini ifade etti. Yargı bağımsızlığının sağlandığı, hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edildiği bir Türkiye’nin mümkün olduğunu kaydetti.
Açıklamasını mesleklerini onurla sürdüren hâkim, savcı, avukat ve tüm yargı çalışanlarının yeni adli yılını kutlayarak tamamladı; dönemin adalet ve hukuk açısından olumlu gelişmelere vesile olmasını diledi.






Bir yanıt yazın