Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılındaki ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanakları ile otopsi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesini istediği bildirildi.
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında İstanbul’da hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmada dikkat çeken bir gelişme gündeme geldi. Gazeteci Burak Doğan’ın 9 Ekim 2026 tarihinde paylaştığı bilgilere göre, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma dosyasındaki çelişkilerin açıklığa kavuşturulması amacıyla Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulundan değerlendirme talep etti.
Savcılıktan Adli Tıp Kurumuna yeni yazı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının Adli Tıp Kurumuna gönderdiği belirtilen yazıda, olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanakları ile 17 Ekim 2016 tarihli Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi otopsi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesinin istendiği aktarıldı.
Bu gelişmeyle birlikte, Denizolgun’un ölümüne ilişkin ilk incelemelerde kaydedilen bulgular ile otopsi sonucunda yapılan değerlendirmeler yeniden gündeme geldi.
İlk otopsi raporunda doğal ölüm değerlendirmesi yapılmıştı
Arif Ahmet Denizolgun, 7 Eylül 2016 tarihinde İstanbul Beykoz’daki çiftliğinde hayatını kaybetmişti. Ölümünün ardından gerçekleştirilen adli incelemelerde, 17 Ekim 2016 tarihli otopsi raporunda ölümün beyin kanaması nedeniyle doğal yollarla gerçekleştiği yönünde değerlendirme yapılmıştı.
Ancak aradan geçen yılların ardından dosyada yeniden başlatılan incelemelerde, ölüm nedenine ilişkin farklı bulgular ve soru işaretleri gündeme geldi.
10 yıl sonra otopsi görüntüleri incelendi
Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında 2026 yılında önemli adımlar atıldı. Adli Tıp Kurumundan talep edilen otopsi görüntülerinin ilk etapta bulunamadığı bildirilirken, daha sonra görüntülerin mevcut olduğu belirtilerek savcılığa gönderildiği aktarıldı.
Soruşturma kapsamında otopsiye ait fotoğraf ve video kayıtları bilirkişiler tarafından incelemeye alındı. Denizolgun’un mezarı da Ağustos 2026’da açılarak yeni adli incelemeler gerçekleştirildi.
Bilirkişi değerlendirmelerinde, Denizolgun’un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle öldürülmüş olma ihtimalinin mevcut bulgularla bilimsel olarak dışlanamadığı belirtildi.
Bu değerlendirme, ölüm nedeninin yeniden araştırılması açısından dikkat çeken gelişmeler arasında yer aldı.
Soruşturma kapsamında davalar açılmıştı
Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, Ekim 2026’nın başında altı şüpheli hakkında üç ayrı kamu davası açıldığı açıklanmıştı.
Dosya kapsamında bazı Adli Tıp Kurumu görevlileri hakkında resmî belgede sahtecilik, diğer şüpheliler hakkında ise yalan tanıklık ve suç delillerini yok etme suçlamaları gündeme gelmişti.
Soruşturmanın farklı aşamalarında elde edilen bulgular, ölümün gerçekleşme şekline ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşımıştı.
Gözler Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulunda
9 Ekim 2026 tarihinde gündeme gelen son gelişmenin ardından gözler Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kuruluna çevrildi.
Savcılığın talebine ilişkin paylaşılan bilgilere göre kuruldan, olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanakları ile ilk otopsi raporu arasındaki farklılıkları değerlendirmesi isteniyor.
Hazırlanacak adli değerlendirmenin, soruşturma dosyasında ölüm nedenine ilişkin belirsizliklerin açıklığa kavuşturulmasına katkı sağlaması bekleniyor.
Öte yandan, Denizolgun’un ölümünün cinayet olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor. Soruşturma kapsamında gerçekleştirilen incelemeler ve ilgili adli süreçler devam ediyor.




Bir yanıt yazın