CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, mutlak butlan kararına tepki gösterdi.
Eski Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı delegelerin başvurusu ile başlatılan CHP 38. Olağan Kurultayı iptali ile ilgili davada karar çıktı.
Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi, CHP’yle ilgili mutlak butlan kararı verdi. 38. Olağan Kurultay ve sonrasında yapılan tüm kurultaylar mahkeme tarafından geçersiz sayıldı.
Mahkeme, Özgür Özel ve parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına ve Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin CHP’yi devralmasına karar verdi.
Kararın ardından Türkiye’nin dört bir yanından tepki geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamalarda kararı kabul etmediklerini açıkladı.
Başkanların açıklamaları şu şekilde:
ÖZGÜR ÖZEL
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
MÜSAVAT DERVİŞOĞLU
Millet iradesine karşı yapılan demokrasi dışı her türlü müdahaleye sonuna kadar karşıyız.
Bizim gözümüzde;
ALINAN BUTLAN KARARININ, KENDİSİ MUTLAK BUTLANDIR!..
MANSUR YAVAŞ
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur…
Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.Anayasa’nın 79. maddesi açıktır.
Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.





Bir yanıt yazın